Sokağa Çıkma Yasağı ve Türkler..

Evet konumuz Sosyoloji tezi gibi zor bir konu.. Öyle ki söz konusu olan bir yasak ve Türk milleti.. Nerde bir yasak varsa Türk arkadaşlarımız adeta onları çiğnemek için birbiriyle kıran kırana bir mücadele içerisinde hayatlarını idame ettirmeyi marifet bilir durumda çünkü..

Herhangi bir meşguliyeti, istihdamı vs olmamasına rağmen hafta içi sokağa çıkmayan abimiz ablamız hafta sonu olunca Serengeti Milli Parkı’nda koşuşan mavi Afrika antilobu sürüsü gibi birbirini eze eze, ağız burun iç içe göt göte gezmeye bayılır hale gelmiş. Eee yasaklar çiğnenmek içindir sözü tam da Türk milleti için söylenmiş.. Yasak nerde, yasak çiğneyen Türkler orada..

yasak çiğnemeyi marifet görenler
yasak varken sokağa akın eden Türkler (temsili)

Dükkanlar, marketler akşam 5’te kapanır ama millet hınca hınç hala sokaklardadır.. Yok böyle bir kalabalık.. Demek ki koronavirüs esnaflardan yayılıyor millete!.. Olan garibim esnafa oluyor millet yine geziyor çünkü..

İşin bir diğer boyutu da bu yasakların “bazılarının” bana göre gereksiz oluşu.. Misal.. PTT kargoya gidiyorum, öğleden sonra 5’te kapanan PTT pandemiydi filandı fıstıktı muhabbetine artık öğlen 3,5’ta kapanıyor.. Ama öyle bir sıra var ki 5’te kapansa bu sıra olmuyordu.. Yani demem o ki 1,5 saat erken kapanmasının ne organik ne de inorganik olarak hiç bir Türk evladına faydası bulunmamakta.. Aksine.. Belki de bulaş riski daha da artıyor, “PTT kapanmadan önce işimi halledebilecek miyim?” diye gerilmiş, öfke ve stres içerisinde “bağışıklığı düşen Türklerden oluşan” uzayan giden sıralar yüzünden..

Bilmiyorum bilim insanları veya siyasetçiler, ülkeyi yönetenler vs ne düşünüyor ama ben şuncacık eğitimim ve aklımla bunları düşünüyorum.. Kimbilir, belki de bir an önce “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” olayına girelim denmiştir.. Bazı yasakların anlamsızlığı ve etkinliği göz önüne alındığında öyle gibi..

gezi parkı “direnişçi”leri..

ben gezi parkı kapatılsın kapatılmasın olayına değinmeyeceğim bu yazımda. sadece TV haberlerinde dikkatimi çeken bir konuya parmak basmak istedim.

ulusal kanal, halk TV gibi kızıl komünist ve ulusalcı (kafatasçı) solcuların milleti sokağa dökebilmek için biri bin yapan haber kanallarını bile izledim gezi parkı olaylarını takip ederken. dolayısıyla her ne kadar çizgim belli olsa da, olayları “sağ” ve “solu” izleyerek mantık ve akıl süzgecinden geçirdiğimi belirtmek istiyorum.

direniş denen eylem bu mudur abi? eğer buysa bu ne rahatlıktır? bu ne konfordur? direnişten benim bildiğim aç kalır açlık grevi yapar, açıkta kalır evine gitmez orda uyur yatar kalkar vs. gezi parkı direnişçilerindeyse ne çilingir sofraları, ne açık büfeler.. mübarekler sanki orda piknik yapıyor hazır park da var.. sabaha doğru eve gidip uyur, sabah mesaisi başlar, akşam iş çıkışı “direniş”e (…) devam eder.. oh, ne güzelmiş be bu direniş işi. sanki sosyal bir aktivite. fitness, zumba filan yapsana sen madem aktivite istedi canın. hem onlarda biberin, portakalın filan gazını değil kendini yersin :p (kabul ediyorum bu espri çok iğrençti.)

birde dikkatimi çeken bişi daha. facebook’ta gördüm bi teyze: “sevişirim, evlenmem, hamile kalırım, doğurmam!” yazmış pankarta eylem esnasında. ne yani Atatürk’ün askerleri olduğunu söyleyen bu “direnişçi” vatandaşlar mı Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençleri yetiştirdi? korkarım ki; cumhuriyet “orospu çocuklarına” kalmış.

not: plebisit ile gezi parkı halk oylaması yapılacak. kapatılsın mı topçu kışlası yapılsın mı şeklinde referandum benzeri bir seçim. bu akşamki haberlerde RTE söyledi.

facebookta isminin başına TC yazma modası!

nisan başlarında çıktı sanırım facebook profilinde isminin başına TC yazma modası. yok valla billa bizim insanımızdaki bu duygusallık çok fena. yani hani duygusal deyince sanmayın ki bildiğimiz romantik duygusallık.. hani hayvanlara merhamet, bebek sevgisi, eşine olan düşkünlük, anneye olan bağlılık vs. yok yavrum bu değil işte. bizim insanımızdaki ağır basan duygusallık; hani şu genellikle subjektif ve kuru inatçı olan, kim gönlüne daha yakınsa yanlışta yapsa onu tutan, mantıktan çok duygusuyla hareket eden, mantıklı olması gereken yerde bile çok duygusal kararlar alan insanlarda olan duygusallık. yani bi b.ka faydası olmayan aksine zararlı olan bir duygusallık!

şimdi efenim ben niye bu kadar yüklendim bizim milletin bu işe yaramaz duygusallığına anladınız başlıktan. benim okurum gerizekalı değil ya!

peki ben neden bu kadar emin konuşuyorum? bi kere daha konuyu ilk duyduğumda saçma geldi basireti çok şükür açık biri olarak. facebookta isminin başına TC yazma modası nerden çıkmış biliyor musunuz? devlet kurumlarını temsil eden tabelalardaki T.C kısaltmasının kaldırılması. halbuki böyle birşey yok. bu durumda bu asparagas haberi kim çıkarttı? canı sıkılan ve can sıkıntısından kendi tabirleriyle “SAZAN AVI” yapmak isteyen birkaç inci sözlük yazarı. facebookta isminin başına TC yazma modası

facebook profil isimi başına TC yazma

aferin reklamın iyisi kötüsü olmaz bak yalancılıkla da olsa, avcılıkla da olsa ünlü oldular. geriye de kendilerini SAZAN durumuna düşürmüş binlerce onbinlerce facebook ve twitter kullanıcısı kaldı. işin komik yanı birçoğunun facebook profil isimlerinin başında ve twitter hesaplarında hala TC yazması niohoho Allah’ım sana geliyorum!!! kulaktan dolma bilgiyle hareket eden Türk milletine de akıl diliyorum!!!