BİR KAFADAN HER SES
Çilekli Süt ve Mr.Paradise'ın Çok Sesli Mekânı


Arama Bul

‘kibir vanity’ Etiketli Tüm Yazılar Listeleniyor

Cumartesi Gecesi Ateşinde Ufo Görmek

Kategori Çilekli Süt 
February 24th, 2010

İlgi çekici, karışık ama doğruluk payı yüksek bir başlık oldu, kabul :P

Evet cumartesi gecesi çok ateşliydi, Bolu’dan İsmail amcanın yerinden dönerken 5 tl.lik yeşil tabelalı “paralı yol” ücretini ödememek adına Utah ya da ne bileyim Teksas City’nin en ilkel ve yamyam insanlarının yerleşim bölgeleri tadındaki yoldan gidip, sapacağımız yolu kaçırıp eteklerimiz tutuşunca ateşlendik haliyle.

Cumartesi günü akşam canımız biraz gezmek istedi Bolu’ya gittik yine bizim İsmail babanın yerine. Yalnız giderken garip bir olay yaşadık anlatmadan geçersem gecenin en heyecanlı kısmını atlamış olurum.

(Gören yine benim radar gözlü aşkımdı) Havada ışıklı bir şey gördüm diyor, ben tabi işin gırgırındayım aşkıma ufo gören masum köylü benzetmeleri filan yapıyorum. Ben aşkıma: hani şu uçaklar helikopterler filan çarpmasın diye antenlerin, direklerin ya da işte binaların üzerlerine konulan ışıklardandır filan diyorum ama o da ne? Biz gittikçe o da peşimizden geliyor, geride kalmıyor yani hani Aydede siz ilerleseniz de yanınızdadır ya, bu da öyle..

Derken biz yok canım cıx cıx filan diyoruz, uzaylı diye bir şey yok ya hani.. Ben direk diyorum, aşkım o tarafta binalar filan var galiba ışık ordan geliyor diyor ama o ışıklı cismin hizasında yıldızlar parlıyor.. Yani yıldız hizasında yerleşim yeri görsem inanıcam o kadar aptallaştım ki o an.. Arabayı durdurup bir süre izledik hala oradaydı ve biz ilerledikçe Güneş gibi, Ay gibi bizi takip etmeye devam etti.. Yıldızların hizasından ve 3-4 farklı renkte yıldızlardan çok daha belirgin ve büyük duran bu cisim.. Uçak ya da jet demeyin, uçak olsa yerinde durmaz ve bir kaç ışığı yanıp sönerdi, bu cismin ışıkları sabitti.. Sıkı durun: ve cisim hareketlendi, normalde bizimle beraber seyrederken bizi geçti (öyle ki; başımızı yana çevirip bakıyorduk ön camdan görebilir olduk) sonrada birden bire kayboldu ardında beyaz bir ışık bırakarak! Anlattıklarımın tümü gerçek, asla şaka değil.

Arkadaşlar size çok ciddi ve inanarak söylüyorum ki (doğrusunu elbette yalnızca Allah bilebilir) orada gördüğümüz bizim bilmediğimiz ve daha önce hiç görmediğimiz birşeydi. Uzun süredir hiç bu kadar fazla heyacanlandığımı ve çığlık attığımı hatırlamıyorum. Aşkım da garibim dondu kaldı, tepki bile veremedi heyecanından. Tamam bu heyecan ikimizin de hoşuna gitti ama bir yandan da korktuk yani hafiften :D Ne de olsa ne idüğü belirsiz bir cisim ne olacağı belli mi olur di mi..

İnsanlar hakkında tefekkür ettik ikimizde ister istemez.. Herşeyi bildiğini sanan, burnu havada dolaşan kibirli ve mağrur insancıklar acaba Allah’ın bildiğinin ne kadarını biliyor, Allah bu kadar merhametli ve Kur’an-ı Kerim’de yaptıklarına (yarattıklarına) “BEN yaptım” yerine “BİZ yaptık” diyecek kadar tevazu sahibiyken onlara ne oluyor da bu kadar gaddar, acımasız ve kendini beğenmiş olabiliyorlar? İnsan gerçekten çok çok çok aciz, hele böylesi insanlar acınası zavallılıktalar ama ne yazık ki onlar kendileri hakkında “tam tersini” düşünüyorlar..

Ufo olayı da böylece son buldu, huşuu içerisinde İsmail amcanın yerine vardık :D Ben bir yandan bir kaç yıl önce rüyamda gördüğüm ufoyu anlatıyorum aşkıma filan.. Gece 12 gibi ordaydık 1 saat kadar takıldık sonra döndük İstanbul’a. Tabi dönüşte başta anlattığım olayı yaşadık, yani 5 liralık paralı yola girmemek için verdiğimiz mücadelenin sonunda sanırım bi 30 liralık fazla mazot yakmış olduk :D Ama olsun heyecanlıydı, hiç bilmediğimiz yollardan sadece tabelaları takip ederek yolu bulmuş olmamızın vermiş olduğu mutluluk da görülmeye değerdi muahaha Ay yazıııııkkk muahaha

2 Yorum Yapılmış »

Kabağın Sahibi Adildir

Kategori Çilekli Süt 
November 26th, 2008

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

- Vur usturayı berber efendi, der.

Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.

Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.

Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder.. ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’ Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ort asına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:

- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!

***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***-***

Hikâye böyle…
Ama hayat da böyle…

Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin; kibir, aşağılama ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, zamanı gelince (büyük bir çoğunluğu ne yazık ki iş işten geçtikten sonra) anlayacaklardır.

Dedikodu, gıybet, kaşla gözle ve çirkin sözlerle alay, çirkin lakaplar takma vs. Hayal gücünüze göre bu kul haklarını çoğaltabilirsiniz. Yoksa siz kul hakkını sadece başkalarının parasını çalmaktan ibaret mi sanıyordunuz? Bir başkasının rızasını almadan kalemini kullanmak dahi kul hakkı iken, birini incitmek, aşağılamak ve kırmak nasıl kul hakkı olmasın? İşte Allah’ın adâleti bu kadar incedir, büyüktür..

Umarım bu kıssadan herkes bir hisse çıkartabilir kendine…

17 Yorum Yapılmış »

Şeytanın En Sevdiği Günah: Kibir

Kategori Çilekli Süt 
November 11th, 2008

 

Bir film izler gibi izliyorsunuz hayatı. Dışarıdan ve telaşsız. Olup biten hiçbir şey sizi etkilemeyecekmiş gibi. Bir film izler gibi olaylara bakıp, sonra hiçbir şey olmamış gibi çekip gideceksiniz dostlarınızın yanına. Akşamüstlerinde topladığınız evlerde, konuşacak konularınız olacak böylece mezelerin arasında. İkiyüzlü sohbetlerin arasında tüketilecek başkalarının ölümü.

Siz hep başkalarının ölümlerini konuşacaksınız. Bir gece yarısı asfalta düşmüş bir adamın hikayesini içeceksiniz birlikte. 

Bir otelin tuvaletinde kolunda şırınga ve bileklerine kan sızarken gazete fotoğraflarına düşmüş bir kızın hikayesi zenginleştirecek kokteyl sohbetlerimizi.

Acı hep başkalarının hayatına düşecek ve siz hep mutluluğu oynayacaksınız. Bir sabah çıkıp da bir daha gelmeyen çocuklar, başkalarının çocukları olacak. Sizin çocuklarınızın hangi barda sabahladığını nasılsa öğreneceksiniz.

Kaybolan çocuğunu kalabalık bir caddenin ortasında, elinde taşıdığı resimle arayan anne asla dünyanıza giremeyecek. Sürüklenirken caddenin ortasında o kadınlar siz yine bir film karesini izlermişçesine bakacaksınız, sonra süslü vitrinlere kayacak bakışlarınız. Siz oğullarınızı hiçbir zaman elektrik direğine asılan fotokopi kağıtlarla aramayacaksınız.

Bir cezaevinin önünde, açlığın ölümcül soğukluğuna düşen bir genç kızın babasının çaresizliğini anlamayacaksınız. İçeride ölüme yatmış kızına ağlayan bir baba değilsiniz siz. Çocuğunuzun kredi kartlarını öderkenki hislerinizle benzeşmeyecek asla. Kızı kendini yakıp bir meşale gibi ortalığa düşerken çaresiz babasının yüzüne bakacak cesareti bulamayacaksınız.

Bir filmi izler gibi izliyorsunuz hayatı.

Bazen korkunç bir sahnede gözlerini kapatan ya da yana çeviren bir izleyici gibi. Üçüncü sayfalarda ötekilerin trajedileri yaşanırken, siz bol fotoğraflı ve renkli sayfalarda elinizde kadehlerle, kahkahalar atarken ve gösterişli kıyafetler içinde boy göstereceksiniz.

Okul önlerinde bekleyen kızlar hep başkalarının kızları olacak ve siz kimi gecelerde gösterişli peruğunuzu takarken, bir başkasının taktığı perukla, kişiliğine ve kalbine nasıl yabancılaştığını anlayamayacaksınız. 

devamını okumak için tıktıkla »

27 Yorum Yapılmış »