İrmik ile Yapılan Yemekler ve Tatlılar

Türk mutfağının sevilen tatlarından olan irmik, hem ana yemeklerde hem de tatlılarda kullanılabilen özel malzemelerden biri oluyor. Lezzetli sofraların olmazsa olmazları arasında yer bulan irmik, köfteden helvaya kadar birçok farklı malzemeyle eşsiz bir uyum yakalıyor. Siz de irmik ile yapılan yemek ve tatlı tariflerini deneyerek, misafirleriniz için hazırlayacağınız sofralarda irmiğin benzersiz lezzetine yer verebilirsiniz.

Köftelere Lezzet Katan Tarifler

En sevilen ana yemeklerin başında gelen köfteler, genellikle kızartılarak ya da fırınlanarak hazırlanıyor. Özellikle kızartıldığında dağılabilen köftelerin harcına irmik koyulduğunda daha kolay bir şekilde kızartma yapılabiliyor. Pratik ve hafif lezzetlerden olan patates köftesi ve lezzetiyle birçok farklı damak tadına hitap eden fellah köftesi gibi tariflerde irmik sıklıkla kullanılıyor.

Ana malzeme olarak bulgurun kullanıldığı yöresel yemeklerin olmazsa olmazı irmik ile siz de birbirinden lezzetli yemekler hazırlayabilirsiniz. Yoğurt ve tereyağlı soslarla damak zevkinize göre tatlandırabileceğiniz bu tariflerle sofralarınıza renk katabilirsiniz.


Yoğun Kıvamlı Çorbalar

İçerisinde bulgurlu ve irmikli köftelerin kullanıldığı çorba tarifleri, kıvamı ve eşsiz lezzetiyle ana yemeklerden önce ya da ana yemek yerine tek başına da oldukça doyurucu bir seçenek oluyor. Salça ve yoğurt gibi yardımcı lezzetlerle tatlandırılan çorbaların ana malzemelerinden olan irmik, yoğun kıvamlı çorbaları sevenlerin mutfağından eksik etmediği ürünler arasında yer alıyor.


Hafif Tatlıların Sırrı İrmik

İrmik denildiğinde ilk akla gelen benzersiz lezzet irmik helvası oluyor. Ölçüsü ve kıvamı tutturulduğunda herkesin favorisi olabilecek bir tatlı olan irmik helvası, çay saatlerinin vazgeçilmezlerinden oluyor. Farklı ölçülere göre hazırlanan birçok irmik helvası tarifi arasında kararsız kaldıysanız ikram edeceğiniz kişi sayısını göz önünde bulundurarak hangi tarifi uygulayacağınıza karar verebilirsiniz.

Sütlü tatlılara çok yakışan irmik, kıvamı yoğun ama lezzeti hafif tatlıları sevenler için alternatif seçenekler sunuyor. Bisküvi ve meyvelerle renklendirebileceğiniz sütlü tatlıların yanı sıra şerbetli tatlıları tercih edenler için de irmikli tarifler yer alıyor. Revani gibi vazgeçilmez lezzetlerin ana malzemesi olan irmiği kullanarak tarçın ve ceviz ile süsleyebileceğiniz nefis tatlılar hazırlayabilirsiniz.

Jübileyi Yaptık Geldik ^_^

Aylar önce bir yazmışım hamileyim diye gidiş o gidiş. Yaşıyorum yaşıyorum merak etmeyin :p Hamilelik blog kategorim tekrar aktif filan dedim ama sadece lafta kaldı tabi işten güçten. Blog’un yüzüne bakamadım hiç aklımda sürekli beliren metinler olsa bile laptopumun başına oturup da bloglamak lüksüne erişemedim onca zaman. Halbuki her gün belki 3-4 bloglama konusu çıktı bana, istisnasız her gün de çıkıyor. 7/24 Annelik ve ev hanımlığı moduna gireli yazmak lüksleşti. NEYSE lafı uzatmayayım SADEDE GELEYİM 🙂 Sadedin adı: Elif (en küçük aşkım)

9 aylık (özellikle son 3 ayı sıkıntılı geçen) bir hamileliğin sonunda kucağıma aldığım süt kokulu bebeğim. 9 Aralıkta kucağıma aldım evimizin en küçük bireyini. Sarıyer Hamidiye Etfal hastanesinde yaptığım doğumu. (Hastane ve kadın doğum hizmeti hakkındaki yorumlarımı daha sonra ekleyeceğim) Genel olarak sıkıntısız ve sorunsuz bir süreçti. Şuan 4 haftalığa yaklaşan minicik bir bebeğim var kısaca 🙂 Ve artık ben 3 kız çocuğu annesiyim (hayalim gerçekleşti)

Hamilelik başlarda öyle iyi geçti ki sağa sola yazasım çizesim gelmedi biraz da. Nazardan çok korkarım çünkü. Öyle iyi geçti ki hafif mide bulantısı dışında ilk 5 ay ne uyku halim ne de bulantı kusma türü hamilelik sıkıntıları yaşadım. Ama 6.aydan sonra diğer iki kızımdakinden de fazla kalp çarpıntısı ve yorgunluk hissetmeye başladım (sanırım ilerleyen yaştan da kaynaklı bu bilemiyorum..) birde bu seferki bebek aşırı acıtarak tekmeledi sanki. Geceleri yatarken bilhassa.. Yani öyle ki uyurken uyandıracak derecede acıtıyordu hareket ederken. Diğerleri hiç bu kadar acıtarak vurmuyor/dönmüyordu. Reflü türü mide yanması özellikle son ay ve özellikle geceleri beni mahvetti. Biraz reflü, biraz da iştahsızlık nedeniyle iyi beslenemedim. Kan değerlerim ve D vitaminim düştü. Kansızlıktan olsa gerek baş dönmelerim ve halsizliklerim özellikle son iki ay beni çok zorladı. Bel ağrısı ve boyun ağrılarım arttı. Halbuki kilo da fazla almadım ama, önceden var olan ağrıyan kısımlar hamilelikte iyice belirdi diyebilirim. Bunların dışında yine diğer iki kızımda olmayan kasık ağrılarım çok oldu. Öyle çok oldu ki erken doğum olacak sandım o sancılar girince. Yürürken sanki kasık kemiğim üstünde bir fil oturuyormuş gibi baskı oluyordu ayrıca. Yürürken ağır ağır yürüyebiliyordum.

Doğumun hemen ertesi günü bunların hepsi bıçakla kesmiş gibi geçti şuan hamdolsun (nazar değmesin) çok hafifledim. omuz ve bel ağrım eskisinden biraz daha artmış durumda sadece onun dışında bir sıkıntım kalmadı. özellikle nefes nefese kalma, reflü, baş dönmesi, halsizlik ve çarpıntımın bitmesi beni aşırı derecede sevindiriyor. Çok şükür bin şükür.

Şimdilik bu kadar, çiçekleri odama gönderebilirsiniz 🙂 Sevgiler, hala beni takip eden kaldıysa..

“Hamilelik Blog” Kategorimiz Tekrar Aktif!

Yaşımızın vermiş olduğu bir ağırlıktan mıdır bilmiyorum ama artık eskisi gibi herşeyimi yazasım gelmiyor. Gerçi önceden de öyle çok fazla özelini blog’unda döküp saçan ve özel fotoğraflarını sık sık paylaşan biri olmadım ama şimdilerde daha da bir çekincem oluştu. Bu nedenle artık hamilelik blog kategorimi sadece hamile olup da bazı deneyimleri okumaya, araştırıp öğrenmeye ihtiyaç duyan hamişler için yazacağım. -Gerçi önceden de yazma nedenim büyük oranda buydu ve çok güzel geri dönüşler de aldım hamiş okuyuculardan- Bu arada yaşımı beni takip edenler bilir yazmaya gerek yok ama yazayım: 25 :)))) 12 sene önceki yaşım tabi.. Eskiden, şöyle 20’li yaşlarımda yaşı 35’i geçen kadınların çocuk doğurmasına inanamazdım. Kınama değildi ama şaşkınlıktı diyelim. Nedeni de yaş ileri olduğu için riski yüksek gelirdi bana -ki öyle de aslında..- Ama kaderde 35’ten sonra çocuk doğurmak da varmış nerden bilirdim :)) Tabi Allah kısmet ederse bakalım.

10+ lı haftalardayım şuan.. daha çok mini minnacık bir insan yavrusu taşıyorum. Hesabıma göre 13 haftalık ama doktor ablalar öyle uygun gördüler ben de öyle kabullendim :))) Sanırım Aralık gibi doğacak Allah nasip ederse vaktinde doğarsa. İlk defa bir kış bebeğim olacak diğer ikisi yaz bebişi. Bu bana garip gelmiyor değil biraz çünkü ailemde herkes ilkbahar-yaz doğumlu :)) Birde kızlarım anaları gibi ramazanda doğmuştu bu bebiş o bakımdan da farklı olacak.

Şuan 2. kontrolümü oldum ve 12.haftada folik asit hapımı bırakmamı söyledi doktor. Ben 5-6 haftalık gibi farklı günlerde 2 ayrı hamilelik testi yapıp, sonucun pozitif olduğunu görünce ilk 2 yavrumda kullandığım “folbiol” folik asit hapını kullanmaya başlamıştım çünkü. 12.haftadan sonra gereksiz, kullanma dedi. Ayrıca “decavit” multivitamin hapı kullanmıştım onlarda, bunda vermedi kan sonuçlarıma bakınca. (bu arada
ilk kontrolde yine kan testi ve idrar testi yapıldı her zamanki gibi. 5 veya 6 tüp kan alındı farklı testler için.) devit d vitamini damlası ile demir hapı verdi sadece. Hamilelikte yaşanan sıkıntılar kategorisine ise ekleyecek pek bir şeyim yok çünkü bu hamilelikte mide bulantısı ve renklerden iğrenme, kokulardan öğürme vs eskisi kadar yaşamıyorum.( Özellikle ilk kızımda beterdi.. ) Bu seferki erkek galiba :)) çünkü diğer hamileliklerime göre çok farklı geçiyor şimdilik. Sadece ilk 1-1,5 ay öğlenleri ağırlık çökme, uyku hali yoğundu hepsi o hamdolsun. MaşaAllah bana 🙂 Hamileler neden özellikle ilk 3-4 ay çok yorgun ve uykusuz olur? –> buraya bir tık

Şimdilik bu kadar.