January 20th, 2010
8 Yorum Yapılmış »
September 28th, 2009
Neler anlatırım da şimdilik kalsın, kısaca aile saadetimve gelecekteki yuvam için ff ve twitter’da yokum artık bunu deyip gideceğim.Bir çok detay var ama ben sadece sonucu sizlerle paylaşmak istiyorum, o yüzden: “hani sen bikaç gün önce ateş püskürüyordun şimdi ne oldu da süt dökmüş gibi olmuşsun yine” diyebilecek olan geyiklere meraktan çatlamalarını diliyorum. Oh canıma değsin anlatmicam işte.
Ne söylediysem bi türlü, o tür yerlerde karşı cinsi ayartma amaçlı durmadığımı anlatamadım. Sevgilisi olan kişilerin karşı cinse yorum ya da like yapınca veya arkadaş listesine eklenince yanlış anlaşılma riskinin çok olduğu o tür yerlerde (friendfeed ya da twitter’da) aktif bi şekilde paylaşımda bulunmam bi hataydı zaten. Bırak sadece blog yazıların feed’den aksın, sanane elin osundan busundan yok ama illa karışmadan edemiyorum.. Çok çeneci biri de değilim aslında.. Daha da ötesi yok artık n’apalım bi tarafım eksilmez ya ben de verdim eline şifreleri al sil dedim, o da sildi hesaplarımı. Aynı hassasiyet ondan da geldi tabi. Benim hem kıskanç hem de hassas bi bebeğim var, bu bebek 36 yaşından gün alsa da hala hem nazlı hem de inatçı bi bebek. Ve birkaç gündür bu kıskançlıklar yüzünden yaşadığımız huzursuzluklara bugün uzlaşarak bi son verdik. İki taraf da huzur içinde negzel. Böyle yaşamak varken, ötesi var mı ya?..
İlk Yorumu Sen Yap »
August 24th, 2009
Pazar günü aşkımla biraz gezi biraz ticaret amaçlı ayda bir iki kez gidip su doldurduğumuz çeşme başındaydık. Tabi bidonlarımız ve biz tam teşekküllü oradayız. Çeşmede 3 musluk var -haha havuz problemi sormicam dert etmeyin :P önümüzde bir çift su dolduruyor. İki musluk birden dolu yani. Tabi diğer musluk da dolu orda da bir vatandaş paşa paşa suyunu dolduruyor. Ardından bir iki kişiye müsaade veriyorum benim sıram geldiği halde -baktım teyze yaşlı bide minicik bişey dedim beklemesin ramazan ramazan. Sonra sıra bize geldi biz başladık sularımızı doldurmaya. Annaaaaamm sen misin dolduran… Efendim neden iki kişi birden çeşmeden su alıyor muşuz? Neden iki çeşme musluğunu birden meşgul ediyor muşuz? Halbuki daha az önce bir çift iki çeşmeden birden su doldurup gitmişti. Üstelik iki çeşmeden birden doldurunca demek oluyor ki işimiz daha çabuk bitecek ve 2 musluğu da daha çabuk terk edeceğiz.. Ama bu mutasyon geçirmiş ”ramazan canavarı” canlıya ettiğimiz mantıklı laflar yetmedi ki -muhtemelen anlattıklarımızın mantığını anlayacak kadar aklı yoktu- işi aşkımın burnunun dibine girerek bağırıp çağırma ve tükürüklerini etrafa saçarak O’nu tahrik etmeye kadar getirdi. Sonra canavarın o kadar tahriğine rağmen çok sabırlı olduğunu gözlemlediğim aşkım da adama diklendi haliyle. Ama kaba kuvvete başvurmadı normalde böyle bir durumda beklerdim kendisinden, ama yapmadı. O yapmadı ama karşı taraf “ramazan ramazan yapmayın lütfen” ricalarımı duymazdan gelip -gerçi muhtemelen duymadılar camış gibi bağrışıyorlardı
başladı aşkıma saldırmaya, anaaamm dedim..
Ben şoktayım tabi.. Bir yandan bağırıyorum “yapmayın üleyynn”, “alın şu ayıyı inine kapatın”, “mahallenin ayısı mı lan bu”, “çeşmenin suyu mu bitecekti sanki gerizekalının yaptığına bak” filan tabi salakça emrivakiler ve laflar bunlar, o kadar ateşli birbirine giren bi çifte sökmeyecek tarzda
P Biliyorum ama yapabileceğim birşey yok n’apim.. Ayırmaya çalışsam pestilim çıkacak, ortada.. Herşey bir anda oldu birde acayip garip bi ruh değişimi yaşadım, beyin hacamatı geçirdim o an. N’olduğunu ne bittiğini bile anlayamadım sanki kabusun ortasına düşmüşüm, dedim ya şoktayım.. Bu ruh halini 94 Ağustos’unda bileğim kesildiğinde de yaşamıştım, foşur foşur kanlar boşalırken bileğimden.. Sanki aynı gündü ruh hali olarak..
Sonra bi ara kendime gelir gibi oldum baktım malum canavarımızın suratı kaymak üzere, aşkımın da boynunda bir çizik kıpkırmızı olmuş boynu. Ayıran adamlar aşkımın sırtını sıvazlıyor “birader senin yanındaysak bir bildiğimiz var” filan.. Canavarımızın da suratına gelen geçen tokat atıyor şamaroğlanına döndü galiba mahalleli de pek sevmiyordu O’nu. Ya aslında açıkçası biraz acıdım, aşkım fena yumruk attı adama. Türk milleti böyle tartışmalı olaylarda tiyatro izler gibi izlemeyi seviyor, kalabalık yaratıyor ama işe yarayanları da böyle kavgaları ayırıyor filan.. Ayırdılar çok şükür de kanlı bıçaklı olmadan bitti bu akıl yaşı düşük kavga -o kadar saçma bir nedenden çıktı ki hala aklım almıyor-
“Aslında” dedim sonra aşkıma, aslında biz işin kolayına kaçtık.. Ramazandı, oruçtu azıcık dişimizi sıkıp nazik olup “kardeşim bir dk. sonra işimiz bitiyor zaten, bir değil iki çeşme birden size kalıcak” tadında yumuşatıcı ve kardeşçe bir şeyler söyleyebilseydik.. “Ama adamın yiyeceği bir yumruk nasibi varmış demek ki” dedi bebeğim :Pp
Belkide daha hayırlı oldu bu kavga ama Allah’tan başka kim bilebilir ki?
Mahalleli -ki orası ne bizim maaaale, ne de aşkımın maaalesi- O’na değil aşkıma sahiplendiğine, destek olduğuna göre ordan da birilerinin canını sıkıyodu belli ki.. O açıdan yediği yumruk umarım artık insanların canını sıkmaması açısından faydalı olur kendisine. Afiyet, bal ve şeker olsun.
İlk Yorumu Sen Yap »
June 16th, 2009
Paradise’ımın da dediği gibi, pazar günümüz bolu dağı, sapanca gölü ve abant gölü dolaylarında ve dört dörtlük geçti. C.tesi akşamı (hatta gecesi
) ani alınan bir kararla, pazar sabahı saat 10′da Bolu istikametine doğru yol alırken bulduk kendimizi
Bebeğim daha önceden arabasıyla buraya gelmemiş olmasına rağmen kusursuz bir biçimde hiç bi yere takılmadan, toslamadan “bu yollar bizim babamızın yolları üleyyn” dercesine rahat rahat gittik geldik
Hatta Bolu Dağı’na girmeden Adapazarı’nı geçince yol kenarında küçük bir tutuşma gördükte 177′yi bile aradık aşkımla :P Orman yangınları böyle ot tutuşmaları yüzünden çıkmıyor mu zaten?
devamını okumak için tıktıkla »
17 Yorum Yapılmış »