Burdaki yazımın “not” kısmına ekleme: Ancak boykottan milyarlarca dolar zarar görmüşler Zarar görmeseler saha araştırması yapma ihtiyacı da duymazlardı zaten, öyle değil mi Hatta bir rivayete göre ateşkesi bu zarar dolayısıyla yapmışlar. Hem de milyar dolarlar olduğu söyleniyor bu zararın! Yani boykotlarımız baya baya işe yaramış dostlar :) Bu süper!
Damlaya damlaya göl olur lafı sanırım doğru bu durumda. Hatice teyze’nin muhteşem kokusuna rağmen almadığı Ariel dağ esintisi, minik Mert’in yemediği Mc Donalds hamburger, üst komşunun almayı kestiği Coca Cola ya da Sevil’in içmediği Nescafe veParliament sigarası :) bu boykot gölünü doldurmuş da haberimiz yok.
Umarım boykot devam eder, Gazze ve imanımız adına.. İsrail’e destek olan siyonist ürünleri boykota devam! Onlara hafızamızın ne kadar güçlü olduğunu gösterelim!
Siz Google’un bir şeyden de eksik kaldığını gördünüz mü? Böyle bir şeyi aklınız havsalanız alabiliyor mu? :) İlk soruma “hayır görmedim” ve ikinci soruya da “almıyor” diye cevap verdiyseniz, Google’un gücünü ve neler yapabileceğini kavramış teknolocik beyinlerden biri de siz de var demektir.
Bu kadar tantana yeter geleyim sadede. Bir kaç gündür bloglarda ve forumlarda Google’un bu özelliğini fazlaca duyar oldum. Ben de bir değineyim istedim. Malum Google yatırım yaptıysa mutlaka kıyısından köşesinden dallanıp budaklanır ve popüler olur o ürün.
Geliştirilmeye oldukça müsait, henüz yolun başında olduğu görülen (en azından ben öyle düşünüyorum) Google ürününün adı: Google Friend Connecting..
Google Friend Connecting gördüğüm kadarıyla BlogCatalog, FaceBook Blog Networks ya da MyblogLog gibi gibi gibi sosyal ağların biraz daha kişiselleştirilmişi. Örneğin; giriş (sign in) ve kayıt (sign up) gadgetlerını direkt sitenize ekliyorsunuz. Ziyaretçileriniz sitenize gayet kolay bir şekilde Google, Yahoo, AIMya da OpenIDhesaplarıyla kayıt olabiliyor (join site) ve giriş yapabiliyor (sign in)
Haa bu ne işe yarayacak ki derseniz, manevi bağlarımızı :) ve sosyal ağımızı genişletiyor demek en kestirme cevap olur. Şimdilik bu kestirme cevabımla yetinin, çünkü; henüz ben de yeni keşfettim bu ürünü :) Tahminimce kendine özel alanı olan bir çok site sahibinin severek kullanacağı bir ürün olacak.
I ıh bu anlattıkların beni kesmedi derseniz sizi şöyle alalım o halde..
Any’ciğim gümüş takı işine girmeyi düşünüyormuş. Gitti Gidiyor’da da bir dükkan açıp satacakmış yaptıklarını. Ben de bi tükan açsam mı acep diye düşünmeye başladım Ablam sağolsun tam bir yetenek abidesi, danteldi, makremeydi, tokaydı, kıldı tüydü o yapar ben satarım Malum artık kakara kikiri dönemlerini geçtik evlilik hazırlığı yapan bi kız var yani karşınızda :) Evlilik hazırlığı içinde money money money gerek yani.. Hay gözünü sevdiğimin Napolyon’u ne de doğru demiş
Şincik gelelim sadede.. gittigidiyor.com dükkanları hakkında bilgisi olan var mı? Gerçi ben az çok bilgiedindim ama kar zarar oranları babında referanslara ihtiyacım var, yani: “haa bak şunu satarsan iyi kazanırsın” ya da “şunu şu şekilde şurda satarsan zarar ettirir” gibilerinden bir önerisi olan? Bir de gittigidiyor.com dışında da var mı bu e-dükkanlardan?
Yorumlarda fikirlerinizi görmek istiyorum..
Bu arada Google’dan bu başlık altına düşenler olursa lütfen onlar da fikirlerini belirtsin, dikkate almam için illa ki tanıdık yorumu olmasına gerek yok, zaten şu sıralar ne varsa Google’da var sağol sağol sağol Google
Bitli Limon taklit etmeye çalışanı bol (tıpkı benim bu blog’um gibi ) olsa da başka şubesi eşi benzeri ol(a)mayan sevimli, gıpraşık ve bol zeki insan barındıran gençlere ve genç hissedenlere hitap eden civcivli janjanlı kımıl kımıl güzel bir kolektif blog. Bir kaç aydır takip ediyorum. Tahminimce yaş ortalaması 20 olan genç bir kadroya sahip. Genç kadronun olduğu yerde genelde +18 ya da baldır bacak resimleri vs. bekleyenler çoktur, eğer siz de böyle düşünüyorsanız başka kapıya. Çünkü; Bitli Limon’da belden aşağısı (kasık kısmı) değil belden yukarısı (kafanın içindeki kısım) önemsenir.. Yazılarından ve çıkarımlarından öyle anlıyorum.
İçeriğinde duygusal yanı ağır basan, “ebet ebet bence de” dedirten ve “aaa ben bunu daha önce niye düşünemedim ki” sendromları yaşatan akl-ı selim ve spontan yazılar var. Bu arada site içerisindeki çeşit çeşit limon resimlerine baştan beri bayılıyorum
İGoogle gibi sık ziyaret edilesi, Google gibi arşivi bolca aratılıp okunası içeriği zengin bir blog. Tam 1015 yazısı var şuan itibari ile..
Bitli’nin en çok okunan ve yorumlanan yazısı: Sadakatte Angut Olabilmek .. Sadakat ile ilgili bir yazı ve bence gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.
Ve Bitli Limon’da gülmek için kestirme yollardan biri ahanda burda :)
757 67 78 .. Spam telefonun ucundaki şahsiyet Derya Baykal! Ariel Profeşinıl leke çıkarıcı kullandığından beri çamaşırlarında leke kalmıyormuş da Onu anlatıyor ablama!
Turkcell’in bu saçmalıklarından artık gına geldi!
Daha önce de; Turkcell uzantılı mail adresi kullandığımızda böyle saçma sapan spam reklamlar geliyordu. Adamların parası yok sanki mail adresimizi ona buna satıyorlar para kazanmak için Şimdi de abonelerinin telefon numaralarını satışa çıkarmışlar! Gözlerini para hırsı bürümüş görünen o ki. İyiki de Turkcell kullanmıyorum..
Bu arada sanırım İsrail’in en büyük destekçilerinden Ariel, Türklerin 22 günlük hafızasından yararlanmaya çalışmaya başlamış bile!! Bir araştırmaya göre Türkler boykot ettikleri ürünleri 22 gün sonra neden boykot ettiklerini unutup/umursamayıp almaya başlıyormuş da!! *
Ne diyelim, Allah gözünüzü doyursun!
* Araştırmayı yapanlar boykot edilen İsrail destekçisi firma sahipleriymiş. “Türkler ne zaman yapılanları unutup, boykotu bırakır” şeklinde bir saha araştırması yapmışlar ve sonunda en fazla 22 gün sonra cevabını bulmuşlar. Filistin soykırımlarının 22 gün sonrasında bir takım kampanyalar ve indirimlerle yine Türk halkını avucumuzun içine alırız diyerek boykotu sallamamışlar kısacası.
Çilekli: Eee şey ben yasal olarak adres şey edilmesi gerekiyomuş onu şey etmeye geldiydim, bi de hesabımdaki tel. numaramı değiştiricem
Manyak Bayan: Burda olmuyo sizin şubeniz xxx ‘te
Çilekli: Tamam da o şubeyi aradığımda istediğiniz şubeden şey edebilirsiniz dediler
Manyak Bayan: Olmuyo aslında, ayrıca üst katta yapılıyo bu işlem ama neyse ben bakim (?!)
Çilekli İçses: Hay Allah razı olsun, lutfettiniz!!
Manyak Bayan: İkametgahınızın üstüne müşteri kodunuzu yazınız
İkametgah üstüne ezberdeki kod tıkır tıkır yazılmaktadır. Tam bu sıradaaa..
Manyak Bayan: Neyse şimdi yanlış yazarsınız hesap defterinizi verin ben yazarım
Çilekli: (hönk?!!!!!) Pardon da ben yazıyordum zaten ezbere biliyorum banka kodlarımı
Ses yoktur, hala banka defteri karıştırılmaktadır, sonunda yazar ve telefon değiştirmek için dilekçe yazılması gerektiğini tam 10 dk. civarında konuşarak anlatmaya çalışır.. Sözü kesilir ve;
Çilekli: Farkında mısınız ama konuyu çok uzatıyorsunuz ve beni yoruyorsunuz, benim buraya gelme amacım sadece adresimi güncellemek ve telefonumu değiştirmek, hepsi bu!! Ne yapılacaksa verin önüme formu kağıdı yazayım defolup gideyim artık!!
O sırada saman kafalı salak bayan görevli, müşteriye boş bir kağıt verir, hiç bir dilekçe örneği olmadan telefon numarasını değiştirmek için dilekçe yazmasını söyler (daha doğrusu emreder!), işin en can alıcı kısmı bundan sonraki aşamalar için müşteriye banka güvenlik görevlisi gelip yardım eder! Gişe sorumlusu ise homurdanarak boş boş bankada fink atmaktadır!! (üstelik müşteriye küfür saymaktadır bunu duyan müşteride altta kalmayıp bilumum rencide edici kelimeyi ardı arkası kesilmeden ona saymaktadır, bu arada müşteri, güvenlik elemanının yardımıyla dilekçesini de yazmaktadır.)
Çilekli: Burda işleri güvenlik elemanları yapıyor galiba!!
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler.
Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. İş aramışlar ve bir çiftlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak
“Size daha kolay bir iş vereceğim” diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş .
“Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız” demiş.
Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmış, “Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür” tartışmaları ile işleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, “Siz Türkiye’de ne iş yapıyordunuz? ” diye sormuş. Bizimkiler “Gazeteci” ve “Akademisyen” diye cevaplamış.
Kahya, “Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli” demiş.
“Çok iyi pislik atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz! ..”
"Cilekli Süt" Nickiyle; Facebook, Pilli Network, Twitter ve Friendfeed vb. Gibi Sosyal Paylaşım sitelerinde Takılanlar Ben Değilim. Sosyal Paylaşım Siteleriyle Organik ya da İnorganik herhangi bir bağım Kalmamıştır. Taklitlerimden Şiddetle Sakınınız. Breh breh breh! Alıntı yapılabilir. Kaynak belirtilirse iyi olur gibi ezik bi cümle kurmicam tabiki belirticeksiniz. Bi kere etik değil.. Bir de alıntı yapılan yazının konusunu amacından saptırıp, çarpık emellerine alet edenler olursaaaa, nan varya... !%?4+ filan yani.. Font>
Tefekküre Davet!
Dünyayı yere göre sığdıramayan ve ufacık bir dünyevi menfaat için ayak parmaklarına kadar eğilebilen ey zavallı insanoğlu!! Acziyetini ve sefaletini anlamak için bak Güneş sisteminin ahengine.. O senin yere göğe sığdıramadığın Dünya'dan da büyük gezegenler var, Jüpiter var, Güneş var.. Sen bu düzenin neresindesin, ne kadar miniksin, gözle görülemiyorsun bile öyle değil mi?? Öyleyse bu gezegenlere sığmayacak kadar büyük kibrin, gösteriş merakın, hasetin niye?..