Stand-Up Tadında Avustralyalı

Offf kaç gündür izlicem izlicem sonunda bugün izledim 🙂 İlk Hoşafçı başı Yasin’de, sonra da Zehra‘da gördüm videoyu ardından mail listemdekilere postaladım.

Maşallah ne kadar akıcı, ne kadar da esprili bi dili var arkadaşın ne güzel anlatmış hikayesini. Valla ağzım açık izledim ağzım neden açık çünkü sürekli güldüm :D Cem Yılmaz eline su dökemez yani o derece :D Cem’i “nur yüz” farkıyla geçer.

“İşaret” kısmında koptuğumu itiraf etmeliyim, nasıl koptum o bana kalsın ama gerçekten bazı şeyleri sorgulamama vesile olan bir bölümdü onu söylemeden geçemeyeceğim. Bizler doğma büyüme müslümanlar olarak ya da şöyle söyleyeyim yıllardır müslüman olmamıza rağmen daha yeni mümin olmuş bir kişinin bilinci ve bilgisi ile yaşayamıyoruz dinimizi. Mesela Yusuf İslam’da güzel bir örnek.. Onu bunu bilmem de yabancılar araştırıp öğrenerek müslüman olduktan sonra bizden daha güzel yaşıyor İslam’ı.. Ben bunu gördüm. Sanırım -tabiri caizse- eşeğimizi kaybetmemiz gerekiyor elimizdekilerin değerini anlayabilmek için. Bu videoda bizler için de büyük işaretler var.

Not: Alttaki 2 yazım da yenidir, onları da okuyun daha yeni postladım ayol.. Bu yazıyı Cuma hürmetine belki birilerine ışık olur niyetiyle yayınladım ama onlar öksüz kalsın istemem. Okumadan giderseniz boyunları bükük kalır hadi abisi/ablası :D

Stand-Up Tadında Avustralyalı” üzerine bir düşünce

  1. ”Stand-Up Tadında Avustralyalı” Konusunda 13 Yorum Yapılmış
    1.çilekli süt demiş ki:

    March 20th, 2009 at 11:08
    Ah Any’ciğim Facebook’la tüm ilişiğimi keseli böyle güzel videoları bir kaç ay sonra izleyebiler oldum işte

    2.çilekli süt demiş ki:

    March 20th, 2009 at 11:08
    Evet çok rahat ve doğal bi arkadaş olması -sami yusufa benzettim ben biraz rahatlığını- izlenmesini daha cazip kılıyor

    3.Erbar Mehdi islamoğlu demiş ki:

    March 20th, 2009 at 14:20
    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَن
    السلام عليكم ورحمة الله وبركات

    Bismillahirrahmanirrahim
    Esselamun Aleykum Rahmetullahi ve berekatuhu;

    İnsan hayatı boyunca pekçok zorluklar, engellerle ve sıkıntılarla karşılaşır. Bir güzelliğe ulaşmak, bir hedefini gerçekleştirmek ya da belli bir yere gelebilmek her zaman kolay olmaz.

    Genellikle çok ciddi bir çaba sarf etmesi, gayret göstererek bazı zorlukları aşması, fedakarlıklarda bulunması, vaktini harcaması, yani halk arasında kullanılan deyimiyle kendinden birşeyler vermesi gerekmektedir.

    Tabi burada önemli olan şey insanın karşısına çıkan tüm bu zorluklar ve engeller karşısında göstereceği güzel ahlak, dirayet ve tavır bütünlüğüdür.

    Zorluklar karşısında göstereceği tavır insanın samimiyetini de ortaya çıkaracak, taklidi bir güzel ahlak gösterip göstermediği de anlaşılacaktır. Çünkü zorluklar insanın yaptığı işteki kararlılığını, gerçekten bu işe inanıp inanmadığını da ortaya çıkarır.

    İnsanlar zor anlardaki tavırlarına göre ikiye ayrılırlar. Bunlardan birinci grup Allah’ın(c.c.) varlığını inkar eden ve dünya hayatının koşuşturması içine dalanlardır ki, bu insanlar herhangi bir zorlukla, sıkıntıyla, fiziksel ya da manevi bir baskıyla karşılaştıklarında bir anda saldırganlaşıp, hiç beklenmedik tavırlar gösterirler, isyankar bir ruh haline girer abartılı tepkiler verebilirler.

    Zorluklar inkarcılarda çok büyük bir ümitsizliğe neden olur. Bu ümitsizlik tüm faaliyetlerini engeller, şevk ve heyecanlarını kırar, çok büyük bir yılgınlık meydana getirir. Her zorluğu bir bela olarak görür, bu nedenle de olgun ve itidalli bir tavır gösteremezler.

    Oysa iman edenler ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar çok güzel bir olgunluk, vakar, itidal, metanet ve dirayetle karşılık verirler. Asaletlerinden ve saygınlıklarından hiçbir şekilde taviz vermezler.

    Zorlukları çok büyük bir teslimiyet ve tevekkülle karşılarlar, şevk ve heyecanları daha da artar, çabalarına çaba katarlar. İnkarcılarda görülen tavır ve ahlak bozukluklarından hiçbirini göstermez, bu ahlaklarıyla da tüm insanlar için çok güzel bir model oluştururlar.

    Böyle bir durumda en çok dikkat çeken özellikleri ise asla ümitsizliğe düşmemeleridir.

    İman edenler ne tür bir zorluk, baskı, sıkıntı, eziyet ya da incitici sözle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, önlerine ne kadar büyük engeller çıkartılırsa çıkartılsın hiçbir şekilde ye’se düşmez, yılgınlığa kapılmazlar.

    Dünya hayatında başlarına gelen her türlü sıkıntının Rablerinden(c.c.) gelen bir deneme olduğunu bilir ve hem dünyada hem de ahirette güzel bir karşılığı umut ederler. Çünkü ümitsizliğe kapılmak Allah’ın(c.c.) beğenmediği bir ahlaktır ve Kuran’da bir inkarcı özelliği olarak tarif edilmektedir. Yusuf Suresi’nde Yusuf peygamberin babası oğullarına şu şekilde öğüt vermektedir:

    “Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf Suresi, 87)

    Ayette de belirtildiği gibi Allah’ın(c.c.) yardımından, rahmetinden, bağışlayıcılığından ümit kesmek çok büyük bir hatadır. Çünkü Allah(c.c.) pekçok ayetinde iman edenleri desteğiyle ve cennetle müjdelemektedir.

    Değerli İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i Nur’larda yüzlerce kez ümitvar olmaya dikkat çekmekte, ümitsizliğe kapılmanın müslüman ahlakında yer almadığını vurgulamaktadır. Bediüzzaman Allah’ın(c.c.) iman edenlere olan desteğini şu şekilde açıklamaktadır:

    Rahmet-i İlahiyeden ümid kesilmez. Çünki Cenab-ı Hak bin seneden beri Kur’anın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşlarını… muvakkat ârızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir…

    Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi Allah(c.c.) kendini Kuran hizmetine adamış olan tüm müslümanları mutlaka başarılı kılacak, onları tüm ithamlardan ve iftiralardan temize çıkaracak, Kuran’ın ifadesiyle kendi nurunu tamamlayacaktır.

    Bu gerçeği bilen Müslümanlar da yaptıkları her salih amelin, her türlü iyiliğin, güzel ahlakın ve Kuran’a bağlılıkta kararlı olmanın karşılığını mutlaka Allah(c.c.) katında alacaklarını bildiklerinden tevekkülün, teslimiyetin, sabrın ve imanın güzelliğini yaşayacaklardır.

    Allah(c.c.) sonsuz ahiret hayatındaki ebedi cennet hayatıyla müjdelediği kullarını dünya hayatında da güzel bir hayatla müjdelemekte ve her yaptıklarının karşılığını alacaklarını Nahl Suresi’nde şu şekilde bildirmektedir:

    “Sizin yanınızda olan tükenir, Allah’ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz. Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. “(Nahl Suresi, 96-97)

    SelamunAleykum

    4.yasin demiş ki:

    March 20th, 2009 at 14:21
    Bir de senin sitede şu Adsense reklamlarından birini gördüm Gönülden sevenler.com demiş, hiç güleceğim yoktu “İslami evlilik sitesi” ve başörtülü bir hanım resmi

    5.kalderavolkan demiş ki:

    March 20th, 2009 at 17:43
    Senim gönderdiğini açamayınca face’den gidip buldum ve izledim. 17 dk soluk almadan izlemişim. İşaret kısmına bend e bayıldım.

    6.dengesizterazi demiş ki:

    March 21st, 2009 at 02:58
    cnm keyifleve birazda düşnerek izledim ne mutlu o gence ve vay bizim halimize dedim.seninde dediğin gibi yabancılar islamı seçince çokdaha şuurlu yaşıyorlar.bizlr bu şuuru kaybediyoruz anbe an.ALLAh yardımcımız olsun ve böyle gençler çoğalsın inş (amin)

    7.Aymen demiş ki:

    March 21st, 2009 at 17:46
    bize bahşedilmiz çok kıymetli değerler var. kıymetini hakkıyla bilsek keşke.

    8.böcük demiş ki:

    March 22nd, 2009 at 22:25
    buraya uğramadan önce başka bir bilogda izledim bu videoyu o kadar sempatik ki anlatışı bu videoyu yaymak belki bir şeylere vesile bile olabilir

    9.Erbar Mehdi islamoğlu demiş ki:

    March 23rd, 2009 at 19:00
    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَن
    السلام عليكم ورحمة الله وبركات

    Bismillahirrahmanirrahim
    Esselamun Aleykum Rahmetullahi ve berekatuhu;

    Dua-i nur sana ya habibAllah;

    EsselamunAleykum,sevgi ve duanın en güzeline, en halisine, en samimisine layık olan
    zat(s.a.v.) için yazılan bu satırlar; O’nu anlamanın, O’nu(s.a.v.) görmenin ve O’na(s.a.v.) ümmet
    olmanın aşkıyla yanan gönüllerden bir ürperti, gözlerden bir yaş, dillerden
    bir ah, kalblerden bir hu olsun diye ruh mürekkebiyle ıslanmış beden kalemi
    tarafından O’nun(s.a.v.) nurunun timsali katresi olan bu beyaz kağıda işlenmiştir.

    Seni(s.a.v.) anlamakta aciz kalan akıllar,
    Seni(s.a.v.) tarif etmekte aciz kalan diller,
    Seni(s.a.v.) görmeye layık olmayan gözler,
    Senin(s.a.v.) aşkınla yanmayan kalpler
    ve Senin(s.a.v.) nurundan mahrum kalan ruhlar, yine Senden(s.a.v.) medet ister, yine Seni(s.a.v.)
    görmek aşkınla yanmak ister ya Rasul!(s.a.v.)

    Senin(s.a.v.) için neler yazılmadı, neler söylenmedi ki…
    Uğruna kimler canlar vermedi, kimler bedenler bağışlamadı ki…
    Aşkınla kimler göz pınarlarını kurutmadı ki…
    Seni(s.a.v.) görmek için nelere katlanılmadi ki…
    Sana(s.a.v.) ümmet olmak için nelerden vazgeçilmedi ki…
    Ama hepsi de az geldi ya Rasul!(s.a.v.) Kimse Seni(s.a.v.) layıkıyla anlatamadı. Ve en son
    Rabbimiz(c.c.) yetişti imdadımıza. Ve O(c.c.), Seni(s.a.v.) en güzel bir şekilde tanıyan ve
    tanıtan O(c.c.) anlattı Seni(s.a.v.) bize. O(c.c.) en güzel kitapta tarif etti Seni(s.a.v.) bize…

    “Rasul” dedi sana(s.a.v.).. “Habibim” dedi sana(s.a.v.)…
    “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım”dedi…
    “Beni seven Sana tabi olsun” dedi…
    “Kullarıma rehber ol, onlara önder ol” dedi…

    Ve Sen(s.a.v.) güzelliklerin hepsiyle donanmış olarak, faziletlerin hepsiyle
    faziletlenmiş olarak, kulluğun en güzelini yaparak, ihlasın en mükemmeline
    nail olarak ve O’nu(c.c.) yani Rabbimizi(c.c.) en iyi tanıyan ve tanıtan olarak ve O’nu (c.c.)
    en çok seven ve O’nun(c.c.) tarafından en çok sevilen olarak ve O’nu(c.c.) en iyi
    anlayan ve anlatan olarak bize geldin, bizi şereflendirdin
    ya RASUL!(s.a.v.)

    Aşığız Sana(s.a.v) ya Rasul(s.a.v.), Seni(s.a.v) yaratana(c.c.) olan aşkımızdan dolayı…
    Emrindeyiz ya Rasul(s.a.v.), Seni(s.a.v) yaratanın(c.c.) emrinde olduğumuzdan dolayı…

    muhtacız nuruna
    muhtacız dualarına
    muhtacız sevgine ve şefkatine
    muhtacız şefaatine…

    Ne olur mahrum etme bizi şefaatinden ve dualarından…

    Ey Rabbimiz!(c.c.)
    bizi o en güzel, o en şerefli, o en mükemmel insana(s.a.v.) ümmet olarak ölmeyi ve
    rızana ermeyi ve cemalini görmeyi nasip et….

    Duaya muhtaç, biçare, günahkar her daim Allah’a(c.c.) kul olmaya çalışan ümmetinin
    en günahkarlarından olan bu kişinin kalbi dualarını kabul et
    ya Rasul…(s.a.v.)

    Rabbe(c.c.) sonsuz hamd ve sena
    Sana(s.a.v.) sonsuz salat ve selam…!

    Sen(s.a.v) göçeli 1400 yıl oldu ya Rasul(s.a.v.)…

    Dünya bu göçüşe hazır değil di… dayanamazdı dünya bu gidişe… kendisinin
    hürmetine yaratıldığı bir nur göçtükten sonra, o nurun hürmetine yaratılan
    dünya ne yapacaktı o nur olmadan…

    Ey Rasul(s.a.v) her dem biz ümmet olmaya çalıştık Sana(s.a.v.).. Çünkü Sana(s.a.v.) ümmet olan
    Seni(s.a.v.) yaratana(c.c.) da kul oluyordu…

    Ne olur ey Rasul(s.a.v.) kabul et şu acizleri ümmetliğe

    Ya RAB…!(c.c.) Kabul et bizleri kulluğuna…

    Rasule(s.a.v.) sonsuz salat ve selam…

    RABBE(c.c.) sonsuz hamd ve sena…

    SelamunAleykum

    10.nevbahar01 demiş ki:

    March 24th, 2009 at 13:18
    bu çok güzelmiş. öyle memnuniyetle seyrettim ki anlatamam. herkese de izlettireceğim. Allah sayılarını çoğaltsın, bizim de şuurumuzu…

    11.çilekli süt demiş ki:

    March 24th, 2009 at 17:54
    Pervane, dedik gitti o zaman .:D bu arada sen niye dolusun ya o geçen anlattığın mevzu mu yoksa hala canımcım?

    Yasin, ” Ne kadar çok insana ulaşırsa o kadar çok aklımızı biraz daha başımıza devşiririz sanıyorum. ” Bence de ayrıca insana neşe katıyor yawf bu tür pozitif insanlar izlemenin zararı yok yararı var

    Erbar M.İ., evet katılıyorum kişinin imanı zor günlerinde belli olur, inşallah sınavlarını hakkıyla verenlerden olmak dileğiyle.

    Yine Yasin, iyi işte tıklasaydın eli yüzü düzgün helal sütü emmiş şöyle nur yüzlü bi hatun filan hani

    K.V., o kısma herkes bitmiş anladığım kadarıyla 🙂

    Se.Me., ” yanlıştan doğruya bir geçiş sergiledikleri için kıymetini biliyorlar ” demek istediğimi çok iyi özetlemişsin aslında.

    Zehra, yine bal damlamış klavyenden mersi 🙂

    D.terazi, amin canımcım

    Erdal, Kıskanma kıskanma senin de hayranların az değil hani

    Aymen, kıymet biliyoruz da icraat yok genelde

    Miray hocam, amin diyorum.

    Böcük, evet niyetim de oydu ama bakalım biz göremesek de inşallah senin de dediğin gibi hayırlı şeylere vesile olur böcüğüm

    Erbar M.İ., Aleykümselam

    Nevbahar, amin amin amin…

    12.Ceyda Sultan demiş ki:

    April 4th, 2009 at 01:01
    Ben izliycem izliycem bu geceye ve senin blogunaymis nasip.
    Örnek iste adam, süper örnek.
    Ne güzel herseyi okuyup arastirmis önce iyice, aklini kullanmis adam, bulana dek mücadele etmis dinini ki biz dedigin gibi dogustan müslümanlar olarak daha böyle bir arastirmaya hic giristikmi acaba, ben sahsen girismedim. Cocukken co kdüsünürdüm bu tarz konulari ve gercekten müslümandim belkide o zamanlar sonra hayata dalinca yarim yamalak oluverdi hersey…
    Cok okumak ve arastirmak birde uygulamak en önemlisi sanirim…
    Allah bizleri islah etsin!
    Böyle örnek kisilerde hep cogalsin insallah!
    Sevgiler

    13.aritmik demiş ki:

    April 5th, 2009 at 12:00
    çok tatliş bir insan maşallah:) bende yakın bir zamanda izledim videoyu
    gerçekten çok düşündürücü
    abicik aramış bişeyleri,bulmuş da sonunda
    insan olarak biraz daha ARAYIŞLI(bu da benden yeni sıfat vatana millete hayırlı olsun)olmalıyız sanırım
    bu arada bende bu abiciği beyaz a benzettim_:D
    Arayışlı ve huzurlu kalalım inş:)

Bir Cevap Yazın