Aşka Dair.. Beylik Laflar

Salzburg’un tuz yataklarından birine, kışın etkisiyle yaprakları dökülmüş bir ağaç dalı atılır. Yatağın derinliğinde kaldığı süre boyunca bu ağaç dalı binbir güzellikteki kristallerle kaplanır. Kristalleşme yalnızca ağaç dallarına özgü değildir. Yaşadığı uzun kışın ardından, çırılçıplak bir ağaç dalı olan insan, aşkı tanıdıktan sonra binbir kristalle kaplanır. Doğadaki herşey daha güzeldir, sevdiği kişide farkettiği her yeni özellik yeni bir kristaldir onun için; çok daha güzeldir, çok daha parlaktır. İşte kristalleşmiştir insan; fakat artık çok daha kırılgandır.
Aşkın yedi dönemi vardır..
Birinci dönem hayranlık duymak. Onu öpücüklere boğma istediğinin alevlendiği ikinci dönem. Üçüncü dönem umut. Dördüncü dönemde aşk doğar. Beşinci dönemde ağaç dalının donması, yani kristalleşmesi. Altıncı dönem, kuşkunun doğuşu ”acaba onu seviyor muyum?” ya da ”gerçekten beni seviyor mu?” Yedinci dönem, kristalleşmenin sonucu doğan kırılganlık.
Stendhal..
Soru: Sizce de insan aşkı büyüdükçe; naifleşip, kırılganlaşmaz mı?
Bu Yazıyı Alan Bunları Da Aldı
Etuuketler: aşk, beylik laflar, erkekler, ilişkiler, kadınlar, kitap
img> a>


March 12th, 2009 at 05:41
Naifleşip kırılma değil bence, alışkanlık ve sıkılma başlıyor malesef. kırılganlık ilk evrede var.
March 12th, 2009 at 10:15
Daha kirilgan olundugu dogru. Cünkü her dönem sonrasi dürüstlük daha da önem kazaniyor. Zaman gectikce sevdigin insana daha da güvenmeye basliyorsun ve hal böyle olunca en ufak seyde daha kirilgan olabiliyorsun. Ama bu kirilganliklar tabiki belli bi zaman/yastan sonra ottan sebepler yüzünden olmuyor elbet. Sevdiginle hayati paylastigin andan itibaren dengeler iyi kurulmali ve en önemlisi esit olmali. En ufak bir denge bozuklugu, yük fazlaligi bir tarafi yipratmaya yetiyor.
March 12th, 2009 at 11:58
hikaye mi desem ne desem bu yazıya ama harika anlatılmış ki ben tüm dönemleri yaşadım sanırım ,, katılıyorum zaman geçtikçe şüpheler artıyo , karşındakini her yönüyle daha iyi tanıyosun o öpücüklere boğma zaman umut gidiyo ama yinede seviyosun çok seviyosun, alışkanlıktan kasıtta ailen gibi oluyo hani dostunuz girer hayatınızada bilirsiniz çıkmaz ya hiiç ama hiiç işte onun gibi
March 12th, 2009 at 14:58
uzun süre dillendirmek istemediğim tek konu…
March 12th, 2009 at 20:14
“anne ben aşka inanmam, önce aşık olmam gerek.”
March 13th, 2009 at 01:28
@Esrik,
bilmemki öyle mi? Ya kendimi ele alırsam ilk başlarda afedersin hiç bir şey tınımda bile değildi diyeyim sen anla :) Yani ne bileyim bana ne olduysa sonradan oldu tam burda anlatılan gibi dönem dönem kanıma işleye işleye. Bilmiyorum ama öyle yani
@Zeynep, kesinlikle.. Fazla naz aşık usandırır demişler bi kere, denge şart
@Nev, aynen katılmaktayım
@S.M., duygularını bastırma ama nadas iyidir arada, dinlen bi süre bence de, yorma kendini :)
@Halimeli, Elin Kova’sından başka ne yorum bekleyebilirdik ki zaten..
Soğuk nevaleler sizi.. Aşk varda keşke yıllarca hep aynı formda kalsa..
-Gerçekler acıdır babında
@Arti, yawf benim sitenin adresini niye yazıyosun sen yorumuna hı? Yoksa sen benim bilgimi ölçmeye çalışan arti kılığına girmiş bi çok bilmiş misin?
March 13th, 2009 at 11:23
ben serzeniş meraklasına katılayım en iisi
March 13th, 2009 at 17:36
bence sorduğun soru genelleme yapılamıycak bi mesele,çünkü herkesin aşkı ve sevgiyi hissedip yaşama ölçüsü,kendisinin aşka bakışıyla ilgili diye düşünüyorum,
yani kiminin ki alışkanlığa dönüşmüştür,kiminin ki acı veriyordur,aşkının herbişeyine habire kırılıyordur,kimiyse hala o saydığın evreleri başa sarıp yaşıyordur,
benim aşkımdan bahsedersemde,geçen 3,5 yıl nasıl geçti bilmiyorum,hala o ilk gördüğüm adama aşığım ben,
ve kırılsamda uzun sürdüremiyorum,bissürü güsel geçen zamanlarımız geliyor hayalime ve unutup gidiyorum neye kırıldığımı bile
bence kırılmamak için sebepler bulmak gerek beraberliklerde
,,
öpüldünüz aşk insanı çilek kokulu şey
March 14th, 2009 at 17:50
Önce onda kendimden bir parçalar gördüm ve hayran oldum…Duruşuna, konuşuşuna, yüzündeki huzura…
Sonra onunla konuşmak istedim, beni tanısın istedim…Sebepli sebepsiz onun çevresinde dolanmaya, onun arkadaşlarıyla konuşmaya başladım…Tınlamadı beni…Bir gün rüyamda gördüm satranç oynuyorduk…
Ertesi günde kırlardaydık…
Daha sonra acaba beni nasıl görüyor, diye düşünmeye başladım…
Daha doğrusu güzel miyim diye…İşe bak o günlerde herkes, sanki güzelleşmişsin sen, diyordu.
Daha da sonra köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı, sen ne istediğin farkında mısın dedim…
Ve sırf ona kendi ellerimle kurabiye yaptım! Ama yemedi!
Bir hafta sonra bir daha yaptım! Bu sefer güldü…Kalpten gidiyordum öte tarafa…
Daha daha sonra bakmıcam ona, gelip geçici bir sevda bu.Gözden ırak, gönülden ırak, dedim…
Ertesi gün dolabına bir kağıt bıraktım, içinde kara bir kalp…
Ve hergün onu görmek için dua ettim içimden içimden…Önce farketmedi kalbimi, farkedincede iyice buruşturup çöpe attı, yüzü sinirden kıpkırmızıydı…
Şimdi ayaklarım yerlere basıyor, benden hoşlanmıyor biliyorum, diyorum…Ve uzanamadığım ciğere mundar diyorum…Ama gelecekle ilgili planlarıma onu katmadan edemiyorum…Silemiyorum, karalayamıyorum da…
Ben böyleyken o bana umut vermemek için elinden geleni yapıyor; konuşmuyor, bakmıyor, görmüyor, duymuyor, ilgilenmiyor…Sanki o, kazanın içindeki; ben, kepçe..bir türlü tencere kapak olamıyoruz…
Aşk bu mu?Kalbinin artık beynini dinlemeyip, bildiği gibi hareket etmesi ve beynini yönetmesi mi?
İmkansız olduğunu bile bile imkansızı istemek mi?
Eğer aşk buysa, büyüdükçe kırılganlığı artırıyor.Kalbim parça parça ve yapışkan kendim olduğum halde yapıştıramıyorum, tutmuyor parçalarım birbirini…İsyan ediyorlar…
March 14th, 2009 at 18:32
Ooo kıyamam ama şimdi ben sana
“Aşk bu mu? Kalbinin artık beynini dinlemeyip, bildiği gibi hareket etmesi ve beynini yönetmesi mi?”
bence de tam olarak bu
ve bu şekildeki tek taraflı bir aşk, nam-ı diğer kara sevda, kesinlikle karşılıksız bile olsa karşısındakinin en ufak bir güleryüzünde, olumlu tepkisinde git gide kendinde daha fazla hak bulacak ve adeta aralarında gerçek bir aşk yaşanıyormuşçasına kırılganlaşacaktır.
Bilmiyorum ama bana kalırsa böyle yani
March 17th, 2009 at 15:36
bilmiyorum aşk ne. bildiğim tek şey o duyguyu yaşamayı istemediğim:) yok ya sadece sevgi hissediliyor olmak ve hissetmek yeter sanırım bana:) itidal insanım vesselam:)