çilekli süt 8 Nov 2008

Bugünlerde nedense içimden hiç gülmek, eğlenmek ya da keyifle okunabilecek yazılar yazmak filan gelmiyor. Bir birikim oluştu diye düşünüyorum gerçi çok büyük dertlerim sıkıntılarım yok ancak haber bültenlerini ya da internet sitelerindeki haberleri okuduğumda bir kaç saniye içinde dertsiz başıma dert edinmem işten bile değil. Bugünde aynı hatayı yaptım ve TV’de yine bir haber bülteni izledim. Ve dı nı nı nıııımmm! Keyifsizliğime keyifsizlik katmış bir ruh haliyle karşınızdayım.

Şimdi asıl konuya geleyim bu yazıyı yazma nedenim; sevgili Ayşe Çağlayan‘ın 15 Ekim Blog Hareket Günü (Blog Action Day) konusu olan: “Yoksulluk” yazısını mime dönüştürüp bana da mim pastasından bir dilim kesmesi. Herkesle aynı gün -15 Ekim- yazmadım. Bende kötü bir huy vardır herkesle aynı anda bir şeyi yaparsam kendimi koyun gibi hissediyorum. Fazla mı dik başlıyım nedir.

Yoksul sıfatı herkesin bildiği gibi; geçiminde sıkıntı çeken ve hayati ihtiyaçlarını (yani şu hani KDV fişlerinde  “temel” yazan gıdaları, malzemeleri) dahi alamayan kişilere verilen kadersel kavram. Kadersel diyorum çünkü; bir çok kişi için yoksul gelip, yoksul gitmek çok normal bu “evrende”. Öyleki artık “kaderleri” olmuş denebilir. Heleki yoksul bir bölge ise doğdukları ve yaşamaya mahkum oldukları topraklar.

Örneğin; Doğu Anadolu.

devamı da var »

Etiketler: , , , , , , , , ,